Recent Posts

14 Eylül 2009 Pazartesi

Kriz bitti Mi?




Kimilerine göre kriz bitti. Onlara sorarsanız zaten bu kriz değil hafif bir çalkantıydı. Bu iddiada olanlar 2006 yılının bahar aylarında ve 2007 yılının yaz aylarında yaşanan dalgalanmaların da yeni bir çıkış için başlangıç olacağını iddia etmişlerdi. İyimserlik iyi bir şeydir. Ne var ki bu kez krizi iyimserlik yayan beklenti yönetimiyle aşmak mümkün görünmüyor. Dünya ekonomisi 1997 ile 2007 arasında bir yükseliş dönemi yaşadı. Bu dönemin temel özelliği likidite bolluğu ve yatırım iştahı fazlalığıydı. Dünyanın her köşesindeki yatırımlara kaynak aktı. İnsanlar bu yatırımların ileride paraya dönüştürülmesinin mümkün olup olmadığını sorgulamadan kaynak akıttılar. Bu on yıllık dönemde dünyada üretim yüzde 30 büyürken, hisse senetleri, şirket değerleri, gayrimenkuller misliyle büyüdü. Son döneme girene kadar dolar yükseldi, altın yerinde saydı, son dönemde ise dolar gerilemeye, altın yükselmeye başladı. ABD ekonomisindeki bozulmanın yol açtığı dolardaki değer kaybı, dolara yönelik talebin düşmesine buna karşılık altına yönelik talebin artmasına yol açar oldu. İşte bu nokta, son on yıldır yukarı doğru giden ve son bir yıldır tepe noktasında düşmemek için direnen dünya konjonktürünün aşağıya dönüş noktasıdır. Ne var ki bu aşağı iniş eski konjonktür dönüşlerinden biraz farklı olacak gibi görünüyor. Eskiden iniş başladığında dip noktaya kadar sürekli düşüş olurdu, 2006 ilkbahar, 2007 yaz ve 2008 Ocak dalgalanmaları artık krizlerin sürekli bir aşağıya iniş biçiminde olmayacağını daha çok inişler, duraksamalar ve hatta kısmi çıkışlarla uzun süre devam edeceğini gösteriyor.
Peki krizler ne zaman bitecek? Bu sorunun yanıtı en başta yaptığım açıklamanın içinde saklı. Altın, binlerce yıldan bu yana dünyadaki değer ölçümünün tek reel birimi. Bir zamanlar doğrudan para olarak kullanılmış, sonraları madeni paranın içine katılmış ve en sonunda da hiçbir maddi değeri olmayan kâğıt paraya karşılık olarak gösterilmiş. 1970'lerden sonra kâğıt para yalnızca çıkaran devletin itibarıyla bağlantılı hale gelmiş olsa bile Merkez Bankaları altın stoku bulundurarak altınla ilişkiyi bir biçimde dolaylı olarak sürdürmeye devam etmişler. Yani bu açıdan bakınca altın hâlâ birçok şeyin karşılığı olarak algılanan bir değer. 1980'lerin başında altının onsu 700 doları aşarak tüm zamanların en yüksek değerine ulaşmıştı. Bu değer 2006 yılında bir kez geçildi, sonra geriledi, ama 2007'nin ikinci yarısından sonra sürekli geçilerek 2008 başından bu yana tarihi rekorlara gitmeye başladı. Geçtiğimiz hafta altının onsu 920 doları gördü. Buna karşılık 1980'den bu yana enflasyonla bir düzeltme yaptığımızda altının bugünkü değerinin 2000 dolar / ons'un üzerinde olması gerektiğini görüyoruz. Buradaki kritik soru şu: Dünyada bilinen en eski ve değerli tasarruf aracı altın olduğuna göre ne oldu da her şeyin değeri yükselirken altının değeri onlar kadar yükselmedi? Yani ne oldu da eskiden gücünü altından alan dolar yalnızca itibara dayalı hale geldiği halde altından daha fazla talep edilir oldu? Doları bu kadar değerli kılan ona yönelik talepti. Dolar, altına göre çok daha kolay kullanılabilen, saklanabilen ve tasarruf aracı görevi yapabilen bir değer olduğu ve ABD'nin ekonomik itibarı nedeniyle dünyanın her köşesinde kabul gördüğü için ona yönelik talep arttı ve bu talep artışı değerini yükseltti.
ABD ekonomisi sıkıntıya girip de itibar kaybetmeye başladığı zaman altın yeniden öne çıkmaya ve dolayısıyla dolara karşı talep düşerken altına olan talep artmaya başladı. Yükselen talep, eğer aynı miktarda artan bir arzla (üretimle) karşılanamazsa fiyat artışıyla sonuçlanır. Altında yaşanan olay budur.
Şimdi gelelim kritik sorunun yanıtına.
Kriz ne zaman bitecek? Benim yanıtım şu: Altın fiyatları aradaki sanal farkı kapatınca kriz bitecek. Bunun üç yolu var: Ya altın değerlenmeye devam edecek, veya dolar ve öteki paralar değer kaybını sürdürecek ya da her ikisi bir arada yaşanacak. Şişmiş değerler normal düzeylerine gelince sistem yeni bir dengeye ulaşacak. O noktaya ulaşıncaya kadar da epey bir batış öyküsü izleyeceğiz.

0 yorum:

Yorum Gönder